YAĞMUR SUYU TOPLAMA SİSTEMİ

YAĞMUR SUYU TOPLAMA SİSTEMİ

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikle, çatıda toplanan yağmur suyunun bahçe zemini altında bir depoda toplanmasını sağlamak amacıyla yeni binalara yağmur suyu toplama sistemi kurulması zorunluluğu getirildi. Yağmur suyu toplama sistemleri konusunda yaşanan gelişmelerin henüz yeterli olmadığını söyleyen Mimarlar Odası Konya Şube Başkanı Armağan Güleç Korumaz, konuyla ilgili açıklama yaptı.
 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikle, çatıda toplanan yağmur suyunun bahçe zemini altında bir depoda toplanmasını sağlamak amacıyla yeni binalara yağmur suyu toplama sistemi kurulması zorunluluğu getirildi. Yağmur suyu toplama sistemleri konusunda yaşanan gelişmelerin henüz yeterli olmadığını söyleyen Mimarlar Odası Konya Şube Başkanı Armağan Güleç Korumaz, konuyla ilgili açıklama yaptı.
 

Mücahit KUZUCU: Yağmur suyunun toplanmasına yönelik geçmişten günümüze ne gibi çalışmalar yapılmıştır?

Mimaride antik çağdan beri var

Armağan Güleç KORUMAZ: Geleneksel yapılarımızda yağış sularının uygun mevsimlerde toplanıp, gereksinim duyulduğu zamanlarda kullanılması gibi çözümlerin yaygın olarak uygulanmış olduğu bilinmektedir. Tarihi yapıların çevresinde mutlaka su kuyuları bulunmaktadır. Geleneksel konutlarda da su kuyularının yanında yağmur suyunu toplama amaçlı sarnıç kullanımı oldukça yaygındır.

Eskiden evlerin bodrum katlarındaki küçük sarnıçlarda, damdan alınan yağmur suyu biriktirilirdi. Daha eski dönemlerde de suyu bir mahalle ya da kent halkı tarafından kullanılmak üzere, çok daha büyük boyutlarda sarnıçlar yapılırdı. Arkeolojik kazılarda Antik Çağ'da Anadolu'da, dağ kalelerinde, su gereksiniminin sarnıçlarla karşılandığını gösteren buluntulara rastlanmıştır. Dünyanın ve ülkemizin son yıllarda sıkça karşılaştığı susuzluk sorunu yapılarımızdaki bu geleneksel uygulamaların yeniden gündeme getirilmesini kaçınılmaz kılmaktadır.

Mücahit KUZUCU: Yağmur sularının toplanmasında kullanılan bu yöntemden verimli sonuç alabilmek için dikkat edilmesi gereken konular nelerdir?

Uygulamadaki belirsizlikler sorun yaratabilir

Armağan Güleç KORUMAZ: Özellikle hava limanlarında, askeri bölgelerde, stadyumlarda, turistik tesislerde ve çatı alanı yeterince büyük olan binalarda yağmur sularının toplanarak, basit arıtma işlemlerinden geçirilip kullanıma sunulması binalarda su korunumu için alınabilecek önemli bir önlemdir.

Böyle bir sistemin olumsuz çevresel etkileri tahmin edebileceğimiz gibi daha azdır. Elde edilen bedelsiz bir su var. Peyzajda, tuvaletlerde sifonlarda, araç yıkamada kullanılabilecek bir su. Elbette mevcut su kaynaklarının korunmasına yardımcı olacaktır. Acil durumlarda rahatlıkla kullanılabilir olması büyük avantaj. Sel riskini azaltarak alıcı ortamlara taşınacak kirlilik yükünü azaltır. Ekolojik fayda olarak şebeke suyunun kullanımını ve drenaj sistemlerine yüklenen yükü azaltır. Ayrıca akan suyun geri dönüşüm için tanklara akıtılarak selin etkilerini azaltabilirler. Ama yağışlardaki belirsizlikler, tank sistemleri, tankın ve sistemin tasarımı, belirlenecek teknik standartlara uygunluğu, filtreleme sistemi, periyodik muayene ve kontroller uygulamadaki sıkıntıları belirleyecek parametrelerdir. Bir de sistemin amortisman süresine bakmak gerekiyor. Yani faturalara yıllık ne kadarlık bir katkının olacağı ve sistemin kendini kaç yılda amorti edebildiği de bu konudaki bilincin ve sistemin yaygınlaşmasının artmasını belirleyecek verilerdendir.

Mücahit KUZUCU: Sistemin uygulanacağı yerlerin planlaması nasıl yapılmalıdır?

Parsel alanı değil çatı yüzey alanı esas alınmalı

Armağan Güleç KORUMAZ: Yönetmelikte 2 bin metrekareden büyük parsellerde yapılacak yapıların esas alınmasına yönelik bilgilendirme yapılıyor fakat burada parsel alanı değil, çatı yüzey alanı esas alınmalıdır. Parsel alanı esas alındığında yapı inşaat alanına göre farklı uygulamalar çıkabiliyor. Örneğin 2 bin metrekare ve 0.15 emsalli bir arsanız varsa ve bu arsaya 2 katlı bir villa yapılacaksa emsal 0.15, toplamda 300 metrekare inşaat alanı hakkınız olacaktır. Siz eğer dubleks bir yapı yapmak istiyorsanız yüz elli metrekare zemin, yüz elli metrekare üst kat kullanılacaktır. Çatı arasına koyacağınız bir depo ya emsalin ya da yapı inşaat alanın yüzde 30'una giren kısımdan düşecektir. Ya da iki metrekarelik parsele 30 daire yapabiliyorsunuz. Bu durumda suyun nerede ne kadar toplanabileceğiyle ilgili de şunları söyleyebilirim, peyzajda kullanmak isteseniz, peyzajın çoğu otoparka gidecek ve sert zemin yeşil alan dengesi bozulacak ve sert zemin daha çok olacaktır. Sistemin böylesi çoğul yapılarda nereye kurulacağına, nasıl yapılacağına dair sisteme dair teknik ve detaylı bilgiler eksik. Ya da şöyle düşünelim, iki bin metrekarelik bir parseliniz varsa ve oraya elli metrekarelik bir bağ evi, hafta sonu evi yapmak istiyorsunuz. Daha çok bahçe olarak kullanmak istiyorsunuz. Bu durumda elli metrekarelik evin maliyetinden daha çok sisteme harcama yapabilirsiniz veya ne kadar su depolayabilecek ne kadarını suyu dönüştürebileceksiniz? gibi belirsizlikler de var.

Mücahit KUZUCU: Artan yapı malzemesi fiyatları ve konut alım gücü durumuyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Sektör bir darbe daha alabilir

Armağan Güleç KORUMAZ: Son yıllarda yapı malzemesi fiyatları yılda 3-4 defa arttı ve bu doğal olarak yapı maliyetlerine de yansıdı. Bu fiyatlarla insanların konut alım gücü giderek düşüyor. Yapılara bir de bu sistemin maliyeti eklenecek. Özellikle pandemi döneminde arsa payları da yükseldi. Tüm bu maliyet artışlarına bir de sistem maliyeti eklenecek. Bu durumda konut alım gücü olumsuz etkilenebilir ve sektör bir darbe daha alabilir.

Mücahit KUZUCU: Sistemin devamlılığıyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

İskan sonrası kontroller yapılmalı

Armağan Güleç KORKMAZ: Sadece bu sistem özelinde değil, yapıların önemli bölümleri asansörler, yangın merdivenleri iskan sonrasında kontrol edilmiyor. Kontrolün olmadığı bir düzene, kontrol edilmesi gereken bir sistem daha eklenecek. Bu sistem devlet, yerel yönetimler ya da özel şirketler tarafından düzenli olarak kontrol edilmeli. Çünkü bu sistemin de düzenli bakımlarının, filtre temizliklerinin yapılması gerekiyor. Sadece yeni binalarda değil, mevcut binalarda da bu sistemler zorunlu hale gelmeli ve bunun için yasal adımlar atılmalı, prosedürler belirlenmelidir.

Mücahit KUZUCU: Başka ülkelerde bu sistem kullanılmakta mı, kullanılıyorsa nasıl uygulama yapılıyor?

Devlet teşvik sağlamalı

Almanya, İngilitere, Avusturalya, ABD, Hindistan ve Japonya'da bu sistemler zorunlu. Ama bu ilkelerde devlet teşviki var. "DIN 1989”, Almanya'nın kullandığı ve birçok ülkede oluşturulan standartlara öncülük etmiş bir standart. Almanya'da sistemin kurulduğu bölgede belirli miktarlarda indirim yapılıyor. İngiltere'de sistemin uygulandığı bölgeye ilk yıl %100 vergi indirimi var. Avusturalya'da tankların kapasitesine/büyüklüğüne göre belirli miktarda devlet teşviki var. ABD'de bu sistem 1970'lerden beri kullanılıyor. Her eyalet için farklı finansal teşvikler var. Bu noktada bizim ülke olarak bu uygulamaya geçişimizde de devlet teşviki gerekiyor. Yoksa uygulamanın yaygınlaşmasından bahsedemeyiz.

Alternatif su kaynağı olarak yağmur suyunun değerlendirilmesi konusunda politika geliştirilmelidir. Bununla ilgili Dünya'da Yeşil Bina Sertifikasyon Sistemleri bu konudaki gelişmelere ve verilen öneme örnek teşkil etmektedir. Su tüketiminin azaltılması konusunda gelişen teknolojilerle birlikte her ülke, yönetmelik, standart ya da bilimsel nitelikteki kılavuzlar ile bu teknolojilerin kullanım şeklini belirlemiş ve yaygınlaşmasını sağlamıştır. Bizim de böyle bir sertifika sistemine geçmemiz gerekiyor. Kamu da bu konu da bilinçlendirilmeli ve sertifika derecesi daha yüksek binaları istemeli, talep etmeli. Bu devamında yapılı çevrede kaliteyi arttıracak, uzun vadeli bir adım olacaktır.

Mücahit KUZUCU: Alternatif su kaynağı olarak yağmur suyunun değerlendirilmesi konusunda devlet tarafından yapılabilecek faaliyetlere yönelik sizin ne gibi önerileriniz bulunmakta?

Türkiye'ye ait bir yeşil bina değerlendirme sistemi oluşturulmalı

Dünya'da farklı ülkelerde Yeşil Bina Sertifikasyon sistemleri var. Yeşil bina değerlendirme sistemlerinin temeli sürdürülebilir tasarımlara dayanmaktadır. Binalarda sürdürülebilir kaynakların sürekli tüketilmesi yerine tüm kaynakların mümkün olduğunca az tüketilmesi, tekrar kullanılması ya da geri dönüştürülmesini kapsayan değerlendirme sistemleri farklı ülkelerde farklı isimlere sahiptir. Kendi ülkemize ilişkin iklim, kültür, coğrafya, topoğrafya, yönetmelikler, inşaat uygulamaları ve malzemeleri, altyapı gibi faktörler göz önünde bulundurularak yerel bir sertifika sistemi oluşturulması ve bu değerlendirme sisteminin alt başlıklarında "Binalarda su korunumu” başlığı altında yağmur suyunun kullanılmasına ilişkin şartların ve kredilerin bulunması gerekiyor. Ayrıca Türkiye'de su potansiyeli ve yağış ve nüfus dağılımlarının incelenerek, su sıkıntısının yaşanma oranına göre bölgelemeler yapılması gerekiyor. Su sıkıntısının yaşandığı bölgelere göre, su korunumuna ilişkin belirlenen parametrelerin farklı ağırlıkta puanlanması gerekiyor. Örneğin su sıkıntısının daha yüksek yaşandığı bir bölgede (sıcak iklim bölgesi ya da nüfus yoğunluğu fazla olan bir bölge) su tüketiminin azaltılması ve yağmur suyunun kullanılmasına ilişkin kredilerin daha yüksek olması gibi.

16 February, 2021 / Konya Mimod yazdı

YORUM YAZ